Dr. Muzaffer Uyar Hakkında

Dr. Uyar, psikiyatri ihtisasını bitirdikten sonra bir süre obsesif kompulsif bozukluklar ve kognitif terapi üzerinde çalıştı. Daha sonra yaygın kanının tersine bu ikisinin bir arada olmayacağını düşündü ve 90’lı yıllarda görünür olmaya başlayan ve henüz yapısallaşmamış bir sendrom olan panik atak üzerinde çalışmaya başladı. Panik atağın yapısallığı ve terapi yaklaşımları üzerinde çalışan Uyar, bu sendromun giderek yaygınlaşmasının ve yapısallaşmasının psikososyogenetik bir yönü olduğunu düşündü ve 1995’de sendromu daha iyi anlayabilmek için panik atak grup terapilerini başlattı. Bu süreçte hastalığın kolay tedavi olmadığı sık nükslerle (geri dönüşler) seyreden bir doğası olduğunu ve panik atak hastalarının derin ızdıraplar yaşadığını fark etmesi üzerine hasta terapi gruplarından birbirlerine destek olacak bir organizasyon oluşmasına öncülük etti. Panik atak o yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada çok iyi tanınmıyordu ve hastalar hem doğru tanı hem de yeterli destek alamıyorlardı. Bu nedenle hasta destek grupları organizasyonunu dernekleşmeye yöneltti ve 1998 yılında Panik Atak Dostları Derneği kuruldu. Dernek, hastalığın tanınması ve hastaların desteklenmesi için çalıştı. Medya bilgilendirmeleri, telefon destek hattı ve yine Türkiye’de ilk elektronik terapi örneği olan panik atak destek chat odaları Uyar öncülüğünde yürütüldü.

Dr. Uyar, hasta gruplarının verdiği gözlem şansı sayesinde panik atağın tanımlandığı gibi agorafobi ile direkt bağlantılı olmadığını, ayrıca nüks etmediğini, aslında kronik seyirli olduğunu, zaman zaman daha görünür olduğu dönemlerin nüks olarak tarif edildiğini ve yine psikiyatri dünyası tarafından tanımlanan terapi yöntemlerinin ve ilaçların bu sendrom üzerinde söylendiği kadar etkili olmadığını fark etti. Hastalığın kronik doğası ve agorafobi ile direkt bağlantılı olmadığı daha sonra Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından da kabul edildi.

Bu yıllarda Pandost, Max Planck Enstitüsü ile işbirliği ile korkunun genetiği üzerinde çalışmalar da yürüttü. Ancak Türkiye koşulları ve imkanlar psikogenetik çalışmaların sürdürülmesine imkan vermedi. Bunu üzerine Uyar, tarihsel ve yeni psikososyal süreçlerin psikiyatrik sendromlar üzerinde etkisi üzerinde çalışmaya karar verdi.

Panik atağın fobilerle ilişkisinin beynin benzer psikososyal durumlarda benzer simülasyonlar üretmesi üzerinden olduğunu düşünen uyar, 1998 yılında simülatörle uçak fobisi tedavisini Türkiye’de ilk olarak uyguladı ve uygulamalı kısa uçuş fobisi tedavi programını başlattı. Bu uygulama THY ile birlikte sürdürüldü ve bir çok hasta başarıyla tedavi edildi.

99 depreminde dernek yüzlerce depremzede ve ailesine ücretsiz terapi desteği verdi (daha sonra Van depreminde de bu tür destekler sürdürüldü). Bu dönemde hem Bakırköy Belediyesi hem Büyükşehir Belediyesi için depremde ve felaketlerde toplumun psikolojisinin korunması için psikososyal risk yönetimi projeleri hazırlandı. 99 depreminin Uyar için öğretici olan yanı, depremin Türkiye’de panik atak ve fobi yaygınlığını en az iki kat artırması idi. Ve yine ilginç olarak depremden sonra uçak fobisinin artığını da gözlemledi.

90’lı yıllardaki psikososyal süreçlerin Türkiye’de panik atak ve fobilerde artışa neden olduğunu düşünen Uyar, 2000’li yıllardan sonra yeni psikososyal süreçlerin yeni ve farklı toplum katmanlarında bu sendromları yaygınlaştırdığını bir çalışmada tespit etti. (*)

Uyar, 2000’li yılarda dikkatini havacılık ve uzay psikolojisi üzerinde yoğunlaştırdı. FAA ve IATA gibi dünya havacılık kurumlarından sertifiksyonlar aldı ve havacılık ve insan faktörleri alanında araştırmalar yürüttü. Türkiye’de bu sertifikalara sahip ilk psikiyatrist olan Uyar 2004’de bu çalışmaları geliştirebilmek için Havacılık ve Uzay Psikolojisi Derneği‘ni kurdu.

2008’de Türkiye’de kanser hastalarının artışının psikososyal süreçlerle ilişkisi üzerinde çalışmaya başlayan Uyar, Psiko-onkoloji Derneği‘ni kurdu. Kanser psikolojisi üzerinde çalışmalar yanısıra hastalara ve yakınlarına ücretsiz danışmanlık ve destek veren dernek, Medical Park hastaneler grubu ve belediyelerle birlikte yapılan ortak projeler sayesinde yüzlerce kanser hastasına psikososyal destek verilmesine ön ayak oldu (*). Uyar bu süreçte tedavi kurumlarının kanser hastalarına destek verebilmesini mükemmelleştirecek bir “Kanserde Psikososyal Yönetim Modeli” oluşturdu.

2010’lu yıllarda bazı üniversiteler için aile terapisi sertifikasyon programları hazırladı, onlarca aile terapisti yetiştirdi. Daha sonra onların mesleki örgütlenmesine destek olacak dernek organizasyonuna da destek oldu. Bu çalışmalar da halen sürdürülmektedir.

Yine çalışanlar için işyerleri ve sendikaların kullanabileceği çalışan psikososyal destek programlarını hazırladı. Yine Türkiye’de ilk kez sağlık çalışanlarının stres ve mutluluk düzeylerini ölçen psikososyal risk analizi testlerini (*) ve sağlık risk analizi testlerini (*) hazırladı.

2014 yılında sanal gerçeklik üzerinde çalışmaya başladı. Türkiye’de ilk kez sanal gerçeklik fobi yazılımlarının oluşturulmasına ve ilk havaalanı ve uçuş süreç simülatörünün yapılmasına öncülük etti. Bu süreçte fobik hastaların bilinçdışı mekanizmalarının izlenebilmesi için elektronik psikiyatrinin ilk adımlarının atılmasını sağlayacak bir laboratuvar çalışması başlattı. Bu laboratuvar çalışmalarında geliştirilen simülasyon tekniği ile elektronik tekniklerin birleştirildiği tedavi ve izlem programları dünyada öncülük seviyesine ulaştı (*).

Bu tekniklerin panik atağın tedavisinde de kullanıldığı yeni bir terapi modeli test edildi ve uygulamaya konuldu.

Şu sıralar psikososyal süreçler ile kendilik metamorfozları ve psikosimülasyonarın etkileşimi üzerinde çalışan Uyar, devletin ve toplulukların psikolojisi üzerinde de teorik çalışmalarını sürdürmektedir (*).